Her yıl 29 Ekim geldiğinde sokaklar bayraklarla donatılır, bando sesleri meydanları kaplar. Şüphesiz bu coşku ve ritüeller, kolektif hafızayı canlı tutmak adına son derece kıymetlidir. Ancak 29 Ekim 1923’ü yalnızca takvimsel bir yıldönümü veya geçmişte kalmış bir rejim değişikliği olarak okumak, o büyük altüst oluşun ruhunu ıskalamak demektir.
Cumhuriyet, tarihin akışına yapılmış sert bir müdahale; felsefi bir zihniyet devrimi ve sosyolojik bir toplum inşa projesidir.
Amasya Genelgesi’nde kayda geçen "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" ifadesi, Türk tarihinin en radikal kopuş noktasıdır. 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet; meşruiyet kaynağını ilahi haklardan veya tek bir hanedanın soy kütüğünden değil, doğrudan doğruya toprağa basan insanların iradesinden alan üniter ve seküler bir devletin tescilidir. Enkazın ortasından bağımsız bir ulus-devlet çıkarma cüreti ve başarısıdır.
Kul/Tebaa Yerine Özgür Birey Cumhuriyet, felsefi olarak insanı biat eden, kaderine razı gelen bir "kul" veya "tebaa" konumundan çıkarıp; kendi geleceğini tayin eden, hak ve sorumluluk sahibi özerk bir "yurttaş" seviyesine yükseltmiştir.
Akılcılık ve Epistemolojik Dönüşüm "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" düsturu, Cumhuriyet’in temelini oluşturur. Dogmanın yerini eleştirel akıl, dinsel veya geleneksel referansların yerini ise pozitif hukuk ve kamusal akılcılık almıştır.
Bu dönüşümün en büyük iki başarısı şudur:
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kadının pasif bir unsur olmaktan çıkarılıp; eğitimde, çalışma hayatında ve siyasette aktif bir özneye dönüştürülmesi, Cumhuriyet’in en radikal sosyolojik hamlesidir.
Sosyal Mobilite (Sınıflar Arası Geçiş) Anadolu’nun en ücra köyündeki bir çocuğun, fırsat eşitliği ve parasız yatılı okullar sayesinde devletin en üst kademelerine veya bilim dünyasının zirvesine tırmanabilmesi, Cumhuriyet’in insanımıza sunduğu en büyük sosyolojik kazanımdır.
Tarihsel mirası olan tam bağımsızlık, felsefi mirası olan akılcı ve seküler yaşam ve sosyolojik mirası olan sosyal adalet ile liyakat, yolumuzu aydınlatacak yegâne fenerlerdir. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu kendimize ve geleceğe tekrar hatırlatmanın günüdür.
Yaşasın Cumhuriyet Yaşasın Cumhuriyet...