beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Hüseyin OKUMUŞ

facebook-paylas
TARİHİN DOĞRU YERİNDE, DOĞRU ZAMANDA DURMAK
Tarih: 02-08-2026 13:48:00 Güncelleme: 02-08-2026 13:49:00


Toplumların kaderini yalnızca seçim sonuçları değil, kırılma anlarında verilen kararlar belirler. Tarih, güçlülerin yazdığı bir hikâye değildir; baskıya rağmen doğru yerde duranların bıraktığı izdir. Çünkü her dönemin bir vicdan sınavı vardır ve o sınavı geçenler, yıllar sonra tarihin sayfalarında hak ettikleri yeri alırlar.

Türkiye, uzun zamandır sadece ekonomik bir kriz yaşamıyor. Aynı zamanda hukuk, demokrasi ve siyasal temsil alanlarında derin bir güven bunalımından geçiyor. Hayat pahalılığı altında ezilen milyonlar, emeğinin karşılığını alamayan işçiler, toprağını terk etmek zorunda kalan çiftçiler, gelecek umudunu yitiren gençler ve adalet arayışındaki geniş toplum kesimleri, her geçen gün daha fazla değişim talep ediyor.

Böylesi dönemlerde iktidarlar, toplumsal desteği yeniden üretmek yerine, siyasal üstünlüğünü koruyacak yeni yöntemler geliştirmeye yönelebilir. Muhalefetin siyaset alanını daraltan uygulamalar, uzun yargı süreçleri, seçilmiş siyasetçiler hakkında açılan davalar ve kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan hukuki işlemler, siyasal rekabetin niteliği konusunda ciddi tartışmaları da beraberinde getirmektedir.

Muhalefetin önemli aktörlerine yönelik yargısal süreçlerin artması, belediye başkanları ve siyasetçiler hakkında peş peşe başlatılan soruşturmalar, kamuoyunda hukukun tarafsızlığına ilişkin soru işaretlerini büyütmektedir. Demokrasi yalnızca sandık günü değil, muhalefetin özgürce siyaset yapabildiği ölçüde güçlüdür.

Cumhuriyet Halk Partisi de bu süreçte kendi iç tartışmalarıyla önemli bir sınav verdi. "Butlan" eksenli tartışmalar, partinin enerjisinin önemli bir bölümünü geçmişe dönük hukuki ve örgütsel mücadelelere yöneltti. Oysa siyaset, yalnızca geçmişi tartışma sanatı değil, geleceği kurma iradesidir.

Bu nedenle, benim değerlendirmeme göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in partiyi iç çekişmelerin ötesine taşıma ve siyasal mücadeleyi toplumun gerçek gündemine yöneltme çabası, tarihin doğru zamanında atılmış önemli bir adımdır. Toplumun beklentisi, bitmeyen iç hesaplaşmalar değil; adalet, ekonomi, özgürlük ve umut üreten siyasettir.

Ancak siyasal tarih bize şunu da öğretir: Mevcut yapılar, toplumsal beklentileri karşılayamadığında yeni siyasal hareketler doğar. Bu yalnızca Türkiye'ye özgü değildir; dünyanın birçok ülkesinde siyasal dönüşümler, mevcut partilerin cevap veremediği dönemlerde yeni oluşumların ortaya çıkmasıyla gerçekleşmiştir.

Bugün kurulan yeni siyasi partiler de bu sosyolojik gerçeğin bir sonucudur. İnsanlar yalnızca yeni bir tabela aramıyor; yeni bir anlayış, yeni bir siyaset dili ve yeni bir umut arıyor. Toplumun değişim talebini görmeyen siyaset, zamanla kendi içine kapanır. Oysa tarihi değiştirenler, değişimin önüne set çekenler değil, değişimin öncüsü olanlardır.

Tarih, koltuğunu korumaya çalışanları değil; milletin değişim talebini doğru zamanda okuyabilenleri yazar. Cesaret bazen mevcut yapının içinde mücadele etmektir; bazen de yeni bir yol açmayı göze almaktır. Siyaset, yalnızca eleştirmek değil, alternatif üretebilmektir.

Bugün yaşanan süreç, yalnızca partiler arasındaki rekabet değildir. Aynı zamanda Türkiye'de demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve siyasal çoğulculuğun geleceğine ilişkin bir sınavdır. İktidarın attığı her siyasi hamleye karşı, muhalefetin de yeni yöntemler ve yeni örgütlenme modelleri geliştirmesi kaçınılmazdır. İşte bu nedenle yeni bir siyasi hareketin doğması, sadece bir tercih değil, bu sürecin doğal ve kaçınılmaz sonuçlarından biri olarak değerlendirilebilir.

Unutulmamalıdır ki hiçbir siyasi iktidar sonsuza kadar sürmez. Hiçbir güç, millet iradesinin üzerinde değildir. Tarihin terazisi ağır işler ama şaşmaz. Dün gücü elinde bulunduranlar nasıl tarihin hükmüyle karşılaştılarsa, bugün de herkes yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla ve sessiz kaldıklarıyla yargılanacaktır.

Çünkü tarih sonunda tek bir soru sorar:

"Baskının arttığı, hukukun ve demokrasinin en çok tartışıldığı günlerde sen nerede duruyordun?"

İşte o soruya verilecek cevap, yalnızca bir siyasetçinin değil, bir toplumun vicdanındaki gerçek yerini de belirleyecektir.



Bu yazı 15745 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI