beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Hüseyin OKUMUŞ

facebook-paylas
Değerler Ters Yüz Olunca…
Tarih: 08-08-2026 00:32:00 Güncelleme: 08-08-2026 00:33:00


Bir toplum, yalnızca ekonomik krizlerle sarsılmaz.
Asıl sarsıntı; insanların adalete olan inancını kaybettiği, emeğin karşılığını bulamadığı ve hukukun herkese eşit uygulanmadığı yönünde yaygın bir kanaatin oluştuğu zaman başlar. Çünkü devletleri ayakta tutan sadece kurumlar değil, o kurumlara duyulan güvendir.
Bugün ülkemizin en çok konuşulan meselelerinden biri, adalet sistemine duyulan güvenin giderek zayıfladığı yönündeki tartışmalardır. Kamuoyunda sıkça dile getirilen, hukukun herkese aynı mesafede uygulanmadığı, siyasi kimliklere göre farklı sonuçların ortaya çıktığı yönündeki eleştiriler; yalnızca hukukçuların değil, toplumun geniş kesimlerinin de gündemindedir.
İşte tam da böyle zamanlar için Anadolu irfanı yüzyıllar önce bir cümle kurmuş:
"Atı yere koyar, eşeği överler."
Bu söz, sadece bir atasözü değildir.
Bu söz, değerlerin altüst oluşunun fotoğrafıdır.
Hak edenin geri plana itildiği, hak etmeyenin öne çıkarıldığı, liyakatin yerini sadakatin aldığı dönemlerin kısa özetidir.
Çünkü değerler ters yüz olduğunda yalnız insanlar değil, kurumlar da yara alır.
Hukukun en temel ilkesi, kişilere göre değil kurallara göre işlemesidir.
Adaletin terazisi; iktidara yakın olana başka, muhalif olana başka tartarsa, tartışmalar bitmez; güven azalır. Hukuk, siyasal rekabetin bir aracı olarak algılanmaya başladığında ise toplumsal kutuplaşma daha da derinleşir. Bu nedenle kamuoyunda zaman zaman dile getirilen "siyasi davalar", "seçici soruşturmalar" ya da "hukukun siyasallaştığı" yönündeki eleştiriler, sadece bireyleri değil, kurumlara duyulan güveni de etkiler.
Bir ülkede insanlar mahkemelerin bağımsızlığı konusunda tereddüt yaşamaya başladığında, kaybeden yalnızca davanın tarafları değildir.
Kaybeden, hukukun saygınlığıdır.
Kaybeden, demokrasidir.
Kaybeden, ortak gelecektir.
Atalarımız başka bir sözle bu gerçeği daha da derinleştirmiştir:
"Delinin eline verirsen değneği, kafası attıkça döver seni."
Yetki...
En ağır sorumluluktur.
Eğer yetki denetlenmezse, hukukla sınırlandırılmazsa ve güç, hesap verebilir olmaktan uzaklaşırsa; adalet zayıflar, korku büyür.
Tarih boyunca bütün yönetimlerin ortak sınavı, gücü nasıl kullandıkları olmuştur.
Devletin gücü, vatandaşını korkutmak için değil; hakkını korumak için vardır.
Hukukun görevi, iktidarı güçlendirmek değil; adaleti güçlendirmektir.
Çünkü hukuk bir gün herkese lazım olur.
Bir başka Anadolu sözü ise tam zamanında söylenmiş bir vicdan çağrısıdır:
"Yeri gelince koy lafı gediğine."
Suskunluk bazen nezaket olabilir.
Fakat haksızlık karşısında sürekli susmak, zamanla haksızlığı sıradanlaştırır.
Demokratik toplumlar; eleştirinin suç sayılmadığı, farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği ve hukukun herkese eşit mesafede durduğu ölçüde güçlenir.
İnsanlar konuşmaktan çekinmeye başladığında sadece sözler değil, umutlar da susar.
Ve bütün bunları tek cümlede özetleyen o unutulmaz öğüt:
"Ne tilkiye bey de, ne ite paşa de."
Hak etmeyene makam vermek...
Hak etmeyeni alkışlamak...
Liyakatin yerine sadakati koymak...
Yakınlığı ehliyetin önüne geçirmek...
İşte toplumların çözülmesi tam da burada başlar.
Bugün yalnızca siyasette değil; kamu yönetiminde, iş hayatında, akademide, medyada ve sivil toplumda da en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; hukukun üstünlüğüne, liyakate ve adalet duygusuna yeniden güç kazandırmaktır.
Çünkü adalet, sadece mahkeme salonlarında dağıtılan bir karar değildir.
Adalet; bir çocuğun geleceğe güvenle bakabilmesidir.
Bir gencin emeğiyle yükselebileceğine inanmasıdır.
Bir vatandaşın, hakkını ararken kimliğine ya da düşüncesine göre değil, hukuka göre muamele göreceğinden emin olmasıdır.
İşte gerçek güven de burada başlar.
Bir ülkenin en büyük serveti ne altınıdır ne petrolüdür.
En büyük serveti, vatandaşının devlete ve hukuka duyduğu güvendir.
O güven sarsıldığında ekonomi de sarsılır, siyaset de sarsılır, toplumsal barış da...
Ve unutulmamalıdır ki;
Değerler ters yüz olduğunda sadece insanlar değil, adalet de yönünü kaybeder. Adalet yönünü kaybettiğinde ise bir toplumun pusulası şaşar. O pusulayı yeniden doğrultacak olan; hukukun üstünlüğü, liyakat ve vicdandır.



Bu yazı 16821 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI