beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Hüseyin OKUMUŞ

facebook-paylas
30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” DEDİĞİ TARİH
Tarih: 01-09-2026 09:58:00 Güncelleme: 01-09-2026 09:58:00


Tarih bazı günleri takvim yapraklarına bırakır, bazı günleri ise milletlerin hafızasına kazır.

30 Ağustos 1922, Türk milletinin hafızasına kazınmış böyle bir gündür.

Çünkü 30 Ağustos yalnızca bir savaşın kazanıldığı tarih değildir. 30 Ağustos; bir milletin esareti kabul etmeyeceğini, kendi geleceğine kendi iradesiyle sahip çıkacağını ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği gündür.

26 Ağustos 1922 sabahı başlayan Büyük Taarruz, beş gün süren büyük bir mücadelenin ardından 30 Ağustos'ta Başkomutan Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere dönüştü. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın başkomutanlığında Türk ordusu, Dumlupınar'da tarihî bir başarıya imza attı.

Ancak bu zaferi yalnızca cephede kazanılan bir askerî başarı olarak görmek, 30 Ağustos'un gerçek anlamını eksik bırakır.

Çünkü o zaferin arkasında yokluk vardı.

İşgal vardı.

Yoksulluk vardı.

Şehitler vardı.

Anaların gözyaşı, babaların sessizliği, gençlerin vatan uğruna cepheye koşması vardı.

Ve bütün bunların üzerinde, bağımsız yaşama iradesi vardı.

Kocatepe'den Dumlupınar'a uzanan yol

Mustafa Kemal Atatürk, daha Millî Mücadele'nin ilk günlerinden itibaren milletin gücüne ve iradesine dayanan bir mücadele anlayışı ortaya koydu.

19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan yürüyüş; Amasya'dan Erzurum'a, Sivas'tan Ankara'ya, Sakarya'dan Dumlupınar'a uzandı.

Bu yol, yalnızca kilometrelerle ölçülebilecek bir yol değildi.

Bu yol, ümitsizlikten umuda, işgalden bağımsızlığa, saltanat anlayışından millî egemenliğe ve nihayet Cumhuriyet'e uzanan bir yoldu.

26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz'un ardından 30 Ağustos'ta düşman kuvvetlerinin büyük bölümü etkisiz hâle getirildi. Zaferin ardından Mustafa Kemal Paşa'nın verdiği “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!” emri, Millî Mücadele'nin askerî safhasının ne denli kararlı bir şekilde yürütüldüğünü gösteren tarihî bir dönüm noktası oldu.

Fakat Atatürk'ün asıl büyük eseri yalnızca savaş meydanındaki zafer değildi.

Asıl büyük eser, o zaferi Cumhuriyet'e dönüştürmekti.

30 Ağustos'un gerçek anlamı Cumhuriyet'tir

30 Ağustos'u anlamak için 29 Ekim 1923'e bakmak gerekir.

Çünkü Dumlupınar'da kazanılan zafer, Cumhuriyet'in yolunu açmıştır.

30 Ağustos'ta bağımsızlığın yolu açılmış, 29 Ekim'de ise bu bağımsızlık Cumhuriyet rejimiyle taçlandırılmıştır.

Bu nedenle 30 Ağustos, yalnızca geçmişte yaşanmış bir savaşın yıl dönümü değildir.

Bugün de bize bir sorumluluk hatırlatır:

Bağımsızlığımıza sahip çıkıyor muyuz?

Cumhuriyet'in değerlerini koruyor muyuz?

Millet egemenliğini savunuyor muyuz?

Atatürk'ün emanet ettiği çağdaş, demokratik ve laik Cumhuriyet'i gelecek kuşaklara taşıyabiliyor muyuz?

Bu soruların cevabı, 30 Ağustos'un bugün bizim için ne ifade ettiğini belirleyecektir.

Zaferler unutulursa, milletler hafızasını kaybeder

Bugün 30 Ağustos'u kutlarken yalnızca geçmişi anmak yetmez.

Tarihimizi bilmek, tarihimizden ders çıkarmak ve Cumhuriyet'in hangi ağır bedeller ödenerek kurulduğunu gelecek kuşaklara anlatmak zorundayız.

Çünkü tarihini bilmeyen toplumlar, başkalarının yazdığı hikâyelerin figüranı hâline gelir.

Oysa bizim tarihimizde bağımsızlık için ayağa kalkmış bir milletin hikâyesi vardır.

Kocatepe'de sabaha karşı yürüyen Mehmetçik vardır.

Dumlupınar'da vatan için can veren kahramanlar vardır.

Cephe gerisinde evladını uğurlayan Anadolu kadını vardır.

Ve bütün bu fedakârlıkları bir hedef etrafında birleştiren büyük bir lider vardır:

Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Onun önderliğinde kazanılan Büyük Zafer, milletimizin bağımsızlık iradesinin tarih önünde tescilidir. Millî Savunma Bakanlığı'nın tarihî belgelerinde de 30 Ağustos Zaferi, Türk milletinin hürriyet ve istiklal düşüncesinin ölümsüz bir abidesi olarak değerlendirilmektedir.

Bugün bize düşen görev

Bugün bizlere düşen, 30 Ağustos'u sadece törenlerde, bayraklarda ve marşlarda hatırlamak değildir.

30 Ağustos'un ruhunu yaşatmaktır.

Adaleti savunmaktır.

Hukuku savunmaktır.

Demokrasiyi savunmaktır.

Laik Cumhuriyet'i savunmaktır.

Milletin iradesine sahip çıkmaktır.

Ülkenin bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve ortak geleceğine sahip çıkmaktır.

Çünkü Atatürk'ün bizlere bıraktığı miras, yalnızca bir zafer tarihi değildir.

O miras, akla, bilime, özgürlüğe, çağdaşlığa ve Cumhuriyet'e dayanan bir gelecek idealidir.

104 yıl önce Dumlupınar'da yakılan bağımsızlık meşalesi bugün hâlâ yanıyorsa, bunun sebebi milletimizin Cumhuriyet'e ve bağımsızlığa olan bağlılığıdır.

Ve bizler bu meşaleyi gelecek kuşaklara taşımakla sorumluyuz.

Son söz

30 Ağustos, bize bir milletin isterse kaderini değiştirebileceğini anlatır.

Bize, en zor günlerde bile umudun kaybedilmemesi gerektiğini anlatır.

Bize, bağımsızlığın hiçbir bedelle ölçülemeyecek kadar değerli olduğunu anlatır.

Ve bize şunu hatırlatır:

Bir milletin gerçek gücü, yalnızca silahında değil; bağımsızlık iradesinde, birlik ve beraberliğinde ve geleceğine sahip çıkma kararlılığındadır.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele'nin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Yaşasın bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!

Yaşasın Cumhuriyet!

Ne mutlu Türk'üm diyene!



Bu yazı 9178 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI