beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, toparlanmaya ihtiyacı var

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP lideri Bahçeli, Türk siyasetinde bir reforma, toparlanmaya ihtiyaç olduğunu söyledi. Konuşmasında bir bölümünde CHP'de genel başkan değişikliğinin yaşandığı kurultaya değinen Bahçeli, "Kılıçdaroğlu'nun 'sırtımdaki hançerle seçime girmek zorunda kaldım' açıklamaları, gecikmiş bir itiraf, beyhude bir sızlanmadır" ifadelerini kullandı.

facebook-paylas
Tarih: 07-11-2023 20:27

Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, toparlanmaya ihtiyacı var

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına Türk siyasetine yönelik "reform" mesajıyla başlayan Bahçeli, "Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, toparlanmaya, yeni bir kalkınma hamlesine ihtiyacı var" dedi.

Devamla, CHP'nin geçtiğimiz hafta sonu yapılan 38. Olağan Kurultay'ına yönelik mesajlar veren Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarını "gecikmiş bir itiraf, beyhude bir sızlanma" olarak niteledi. 

Bahçeli, "Kılıçdaroğlu'nun 'sırtımdaki hançerle seçime girmek zorunda kaldım' açıklamaları, gecikmiş bir itiraf, beyhude bir sızlanmadır. O hançer tutan ellerin yanına yöresine geldiğinde iyilik meleği olmadığını bilmesi gerekiyordu" dedi.

İsrail-Filistin hattında devam eden çatışmalara yönelik de konuşan Bahçeli, Ankara'nın tavrının 'sağlam' olduğunu savundu, atılacak her adıma destek olunması gerektiğini söyledi. 

Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü.


Değerli Arkadaşlarım,

2023 ve takip eden yıllar Türkiye’nin dev gibi ayağa kalkışına sahne olacaktır.

Bunu sağlayacak irade Cumhur İttifakı’dır.

Cumhur İttifakı, sınır ötesinde terörün başını ezen mücadeledir.

Cumhur İttifakı, Ege ve Doğu Akdeniz’de silah çeken ahlaksızlara milli duruş gösteren cesarettir.

Cumhur İttifakı, Türkiye’ye sahip çıkan, Türk milletine hizmetkârlıkta sınır tanımayan inanmışlıktır.

Cumhur İttifakı vatandır, mukaddesattın zırhıdır, mukadderatın kilididir.

Bizim zillete düşürülecek bir ülkemiz yoktur.

Bizim inançlarımıza sövenlere tahammülümüz yoktur.

Bizim etnik ve mezhep bölücülüğü yapanlara hoşgörümüz yoktur.

Bizim çetelere, suç örgütlerine, emperyalizmin güdümüne girmiş muhalefet partilerine, satılmış aydınlara, kiralık kalemlere, kursağından geçen bir lokmayı bu ülkeye borçlu olup        da ihanet eden şeref yoksunlarına tavizimiz olmayacaktır.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasında, mütehakkim arzularla tesis ve tezahür eden küresel sistem çetin sınamalar eşliğinde çok ciddi sarsıntılar geçiriyorken hata yapma lüksümüz        yoktur.

Coğrafyalar sert kutuplaşmaların, kaynak alanı bölgesel, tesir alanı küresel nitelikli çatışmaların baskısı altındayken muhakkak surette hazırlıklı, temkinli ve uyanık olmak zorundayız.

Ülkeler arası irtibat ve ilişki ağlarının üst üste darbe aldığı, Filistin’de soykırımın yapıldığı, dehşet verici insanlık suçunun işlendiği bu dönemde zalimlerin karşısında mazlumların yanında durmalıyız.

Çocukların katline sessiz kalamayız.

Yüzü gözü kan revan içindeki bebeklerin yürek parçalayan hallerine tepkisiz duramayız.

Bir halkın imhasına da göz yumamayız.

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışı bozuk ve bulanık bir anlayıştır.

Nihayet o yılanın bir gün zehirli ağzını açarak bize de dokunacağını şimdiden öngörmek mecburiyetindeyiz.

Bugünkü dünya vasatında krizlerin biri biterken diğeri başlamaktadır.

Müesses paradigma her yanından tahrip olurken, beşeriyetin barış, huzur ve güvenlik açığı tehlikeli şekilde genişlemektedir.

Sözde medeni ülkelerin hepsi Gazze’deki yıkım karşısında üç maymunu oynamaktadır.

Uluslararası toplum felçli, uluslararası hukuk ayaklar altında, küresel vicdan buzlu ve sislidir.

Ne var ki, önü alınamayan, kendiliğinden organize olan kalabalıklar İsrail saldırılarını farklı başkentlerde protesto etmektedir.

İsrail’e nefret ve lanet yağmaktadır.

Masumların hayat hakları savunulmaktadır.

Buna rağmen Gazze havadan ve karadan gene abluka altındadır.

Sivillerin yerleştiği kamplar vurulmaktadır.

Hastaneler, okullar, ibadethaneler, çocuk parkları bombalanmaktadır.

Gazze’de korkunç bir katliam günbegün genişleyip yaygınlaşmaktadır.

Bu gidişat durmazsa, bu soykırım sonlanmazsa, Ortadoğu her ihtimale açık olacaktır.

Silahlar derhal susmalı, ateşkes sağlanmalıdır.

Türkiye’nin önerisi olan Uluslararası Barış Konferansı gecikmeksizin toplanmalıdır.

İsrail ve Filistin arasında kalıcı barış için yarın bile geçtir.

Daha fazla kan dökülmemelidir.

Daha fazla çocuk hayattan koparılmamalıdır.

Süregelen çatışmalar dinler ve medeniyetler arasında bir cepheleşmeye ve silahlı mücadeleye dönüşmemelidir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın sabırlı, gayretli, haktan ve hakikatten yana adımları mutlaka karşılık bulmalı, taraflı tarafsız herkesçe desteklenmelidir.

5 Kasım gecesi Ankara’ya gelen ABD Dışişleri Bakanı’na Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın simgesel mesajlarla birlikte İsrail zulmünü bir kez daha ifade etmesi bize göre son derece anlamlı ve değerlidir.

İsrail’in barbar saldırılarına itiraz etmek herkesin, özellikle her devlet ve siyaset insanının ortak mükellefiyetidir.

Filistinlileri Mısır Çölü’ne sürmek için zemin oluşturan, Tevrat’tan alıntılar yapıp soysuz bir savaşa gerekçe bulmaya çalışan cani zihniyetin insan ve inanç haklarını ihlal etmesi hesabı sorulması gereken bir suçtur.

Bu suçun bedeli ise inşallah bu dünyada ödetilecektir.

Allah indinde son din İslam’dır.

Dinin koruyucusu Allah’tır.

Galip olan da Allah’tır.

İsrail terörüne karşı Türkiye’nin duruşu hamd olsun sağlamdır.

Duamız ve desteğimiz Filistinli kardeşlerimize yöneliktir.

Milliyetçi Hareket Partisi, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin alacağı ve tatbik edeceği her karar ve politikanın sonuna kadar yanındadır.

Türk Devri’nin mimarları Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, Özbekistan Cumhurbaşkanına, Kazakistan Cumhurbaşkanına, Azerbaycan Cumhurbaşkanına, Kırgızistan Cumhurbaşkanına, gözlemci ülkeler olan Türkmenistan Cumhurbaşkanı ile Macaristan Başbakanına en derin şükran hislerimle teşekkür ediyorum.

Kıbrıs Türk Devleti’nin önümüzdeki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde gözlemci üye statüsüyle yer alacağına inanıyor, 3 Kasım Astana Zirvesi’nin Türk milletine ve Türk devletlerine hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.

Değerli Milletvekilleri,

Önümüzdeki Cuma günü, yani 10 Kasım’da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 85’inci yıldönümünü anacağız.

Ölüm raporunu imzalayan dokuz tıp profesörünün aynen dediği şuydu: “10 Kasım 1938 Perşembe sabahı, saat dokuzu beş geçe, muazzez ve büyük hasta terk-i hayat eylemiştir.”

Aziz Atatürk fani bir insandır, ömrü hem sayılı hem de sınırlıdır.

Fakat geride bıraktığı muhteşem eserleri, muazzam emanetleri, müstesna hizmetleri, muhterem mücadeleleri maşeri vicdanda, milli hafızada ebediyen varlık hükmünü koruyacaktır.

"Bir arada ve bağımsız olarak yaşama azim ve iradesi kırılmadıkça bir milletin asla yok edilemeyeceğini” herkese ispat ederek mazlum milletlerin istiklal mücadelelerine örnek olan Atatürk’ü yüzyılın dehası yapan özelliklerinin başında, "kuvvetli öngörüsü” gelmektedir.

Atatürk, Türk milletinin varlığına kast eden her türlü sinsi tertibin farkına vararak onları deşifre etmiş, milleti uyandırmış, Türk milletinin yolunu aydınlatmıştır.

Her alanda bağımsız olmayı esas alan, milli menfaatlerden taviz vermeyen, baskıya, dayatmaya, esarete karşı geri adım atmayan bir politika izlemiş, tüm dünyanın Türkiye’ye gıptayla bakmasına neden olmuştur.

O,  Türk milletinin tarihi ve milli ortak değeridir.

Atatürk’ün kurtuluş mücadelesini verdiği zorlu dönemde yaşananlar her Türk vatandaşının çok iyi öğrenmesi ve ibret alması gereken bir dönemdir.

Çünkü Büyük Atatürk’ün de dediği gibi, Türk milletinin; "Şahsi menfaatlerini düşmanların siyasi emelleriyle birleştirebilecek gafillerin ihanetleriyle” her zaman karşılaşması mümkündür.

Atatürk; bir yandan Türk milletinin kendine olan güvenini, var olma kararlılığını güçlendirirken; diğer yandan da milletin arasına nifak sokan art niyetlilerle mücadeleye öncelik vermiştir.

Bu nedenle; "Türk milletinin gurur duyduğu, feyiz aldığı değerleri yıpratarak güven duygusunu yok etmek isteyenlerin” hedeflerinden biri de Atatürk olmuştur.

Selanik’teki pembe boyalı evin ikinci katındaki ocaklı odada doğan, 57 yıllık bir hayata devasa bir tarihi sığdırıp İstanbul Dolmabahçe’de rahmeti rahmana kavuşan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Türk nesilleri her daim saygıyla hatırlayacaktır.

10 Kasım esasen bir matem günü değil, Aziz Atatürk’ü idrak vesilesi, düşüncelerini ifade vetiresi, eserlerini muhasebe veçhesi, Cumhuriyet’i öncesi ve sonrasıyla kavrama vefasıdır.

Bizatihi dile getirdiği şu sözleri bizim için paha biçilemez değerdedir:

“Benim hayatta yegâne fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.”

Türklüğün medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyetinin, bundan sonraki inkişafı ile istikbalin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacağından şüphe duymuyordu.

Devamında aynen dediği şuydu: “Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, dileğim şudur: Beni hatırlayınız.”

Elbette her zaman hatırlayacağız, her ortamda da hatırlatacağız.




Bu haber 299 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI