|
Tweet |
Program, Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısında hayatını kaybedenlerin anılmasıyla başladı. Ardından yapılan konuşmalarda, hukuksuzluk iddiaları ve siyasi baskılar sert ifadelerle eleştirildi.
CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, hem Silivri hem de Şakran cezaevlerinde gerçekleştirdiği ziyaretlere değinerek, süreci “siyasi bir operasyon” olarak nitelendirdi. Günel’in moralinin yüksek olduğunu vurgulayan Bülbül, dikkat çeken açıklamalarda bulundu:
“Ömer Günel orada tutsak değil, halkın iradesini savunuyor. Kuşadası’ndan Efeler’e kadar kurulan kumpasların arkasında ‘Sarı Bina’ vardır. Halkı yok sayanlar bilsin ki bu düzen değişecek. CHP iktidarında bu kumpasların hesabı mutlaka sorulacak.”
CHP Kuşadası İlçe Başkanı Mehmet Gürbilek ise süreci “siyasi tutsaklık” olarak tanımladı. 13 Mart’tan bu yana yaşananları hatırlatan Gürbilek, yalnızca Günel’in değil, beraberinde gözaltına alınan isimlerin de hedef alındığını belirtti:
“Bu arkadaşlarımızın tek suçu vatanlarını sevmek ve laik hukuk devletini savunmaktır. İnanıyoruz ki hepsi başı dik şekilde aramıza dönecek. Ama bugünün iftiracıları, yarının sanıkları olacak.”
CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı ise örgütün birlik mesajını öne çıkardı. Günel’in yokluğunda örgütün daha da kenetlendiğini ifade eden Saatçı, şu sözlerle kalabalığa seslendi:
“‘Ömer Günel giderse bu yapı dağılır’ diyenlere cevabımız net: Hayır! Hepimiz birer Ömer Günel’iz. Örgüt dimdik ayakta ve mücadeleye devam ediyor. Başkanımız rahat olsun, biz buradayız.”
Etkinliğin en dikkat çeken anı ise Ömer Günel’in cezaevinden gönderdiği mektubun eşi Duygu Günel tarafından okunması oldu. Mektupta Kuşadası halkına selam gönderen Günel’in sözleri, alanda duygusal anlar yaşattı.
Duygu Günel, her hafta gerçekleştirdiği cezaevi ziyaretlerinden sonra eşinin mesajlarını halka iletmeye devam ettiğini belirterek, “Direnci yüksek, inancı tam. Kuşadası’na sevgisini ve mücadelesini sürdürüyor” dedi.
Yoğun katılımla gerçekleşen açıklama, “Ömer Günel yalnız değildir” sloganlarıyla sona erdi. Katılımcılar, sürecin yalnızca bir kişinin değil, demokrasi ve halk iradesinin mücadelesi olduğunu vurguladı.
Kuşadası’nda yükselen bu ses, sadece bir destek eylemi değil; aynı zamanda hukukun üstünlüğü ve yerel demokrasi adına verilen bir direnişin sembolü olarak kayda geçti.