Bugün 10 Ocak. Takvimler bir kez daha "Çalışan Gazeteciler Günü"nü işaret ediyor. Ancak bu tarih, sadece bir kutlama günü değil; aynı zamanda halkın haber alma hakkının, demokrasinin ve en önemlisi "hakikat" kavramının yeniden muhasebesinin yapıldığı bir gündür.
Gazeteci kimdir? Gazeteci, sadece elinde mikrofon tutan ya da klavye başında oturan bir kişi değildir. Gazeteci; karmaşık olaylar silsilesi içinde doğruyu yanlıştan ayıklayan, kamuoyunun vicdanı olan ve her şeyden önemlisi halkı bilinçlendirme sorumluluğunu omuzlarında taşıyan kişidir.
Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay, ancak "doğru" bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar zor. Sosyal medyanın hızı, beraberinde büyük bir bilgi kirliliğini ve manipülasyonu getirdi. İşte tam bu noktada gazetecinin asli görevi devreye giriyor: Doğruyu, en yalın haliyle halka ulaştırmak.
Bir gazetecinin en büyük başarısı, en karmaşık ekonomik verileri, en çetrefilli siyasi olayları veya toplumsal krizleri, sokaktaki vatandaşın anlayabileceği bir berraklıkla sunabilmesidir. Süslü cümlelerin, taraflı yorumların ve gizli ajandaların ötesinde; sadece gerçekleri, olduğu gibi anlatmaktır.
Gazetecilik, sadece olanı aktarmak değil, olanın nedenini ve sonuçlarını da halka izah etmektir. Halkın doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmesi, ancak özgür ve tarafsız bir basının sunduğu berrak aynayla mümkündür. Gazeteci;
Güçlünün değil, haklının yanında durduğunda,
Karanlıkta kalmış noktaları aydınlattığında,
Halkın merak ettiği değil, halkın bilmesi gerekenleri yazdığında gerçek manada görevini yapmış sayılır.
10 Ocak, zor şartlar altında, gece gündüz demeden mesleğini onuruyla icra edenlerin günüdür. Doğrunun peşinden giden, kalemini sadece hakikat için oynatan ve halkın bilinçlenmesini her türlü kişisel çıkarın üzerinde tutan tüm meslektaşlarımızın günü kutlu olsun.
Unutmayalım ki; bir toplumun nefes borusu basın, kalbi ise o basının sunduğu dürüst haberlerdir. Gerçeğin yalın sesine her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.