Bugün 8 Mart. Sokakların çiçekçilerle dolduğu, "kutlama" mesajlarının havada uçuştuğu, vitrinlerin pembeye boyandığı o gün. Ancak benim için, ve eminim pek çoğunuz için 8 Mart, bir kutlamadan çok daha derin bir anlam taşıyor. Bugün; emeğin, direncin ve en çok da var olma mücadelesinin simgesidir.
Çiçeklerden Öte Bir Mesele
Kadınlar günü denilince akla ilk gelen zarif hediyeler olsa da, bu günün kökleri New York’ta bir fabrikada yanarak can veren işçi kadınların küllerinden doğmuştur. Bu yüzden 8 Mart’ı sadece "nezaket" çerçevesine sıkıştırmak, tarihsel derinliğine haksızlık olur. Bizler bugün sadece hatırlanmak değil; tarlada, ofiste, evde, okulda ve hayatın her alanında eşit haklarla, güvenle ve özgürce var olmak istiyoruz.
Cam Tavanlar ve Görünmez Emek
Toplum olarak hala aşmamız gereken çok yol var. Bir kadının başarısının önüne çekilen "cam tavanlar", ev içi emeğin "görünmez" sayılması ve ne yazık ki hala bitmek bilmeyen şiddet haberleri... Zeynep Tunç olarak diyorum ki; gerçek kutlama, bir kadının gece sokakta korkmadan yürüyebildiği, hayallerinin cinsiyeti yüzünden kısıtlanmadığı gün başlayacaktır.
Eğitim: Kız çocuklarının kalem tuttuğu her el, geleceğin teminatıdır.
Adalet: Şiddetin değil, şefkatin ve hukukun üstün olduğu bir düzen.
Eşitlik: Karar mekanizmalarında sadece "sayıca" değil, "etki" olarak var olan kadınlar.
Geleceğe Not
Biz kadınlar, dünyayı nezaketimizle güzelleştirirken, zekamızla inşa ediyoruz. Bir gün değil, her gün değer gördüğümüz; emeğimizin karşılığını aldığımız ve en önemlisi "hayatta kaldığımız" bir dünya dileğiyle.
Kendi hikayesinin kahramanı olan, pes etmeyen, üreten ve ışığını etrafına yayan tüm kadınların günü kutlu olsun.
Işığınız hiç sönmesin.