Geçen gün, şehrin o bitmek bilmeyen hengamesi içinde bir metro durağında beklerken gözüm duvardaki bir yazıya takıldı. Belki Bir reklam metni yazılmıştı, belki de birinin reklam metni o an... Sadece dört kelimeydi.
"Herkesle yola çıkılmaz." Trenin raylardan gelen sesi kulaklarımda uğuldarken, bu kısa cümle zihnimde devasa bir sorgulamaya dönüştü. Gerçekten de hayat dediğimiz bu uzun rayda, her vagona binenle menzile varılır mıydı?
Yol… İnsanın karakterini de niyetini de sabrını da ortaya çıkaran en büyük imtihandır.
Aynı sofraya oturmak kolaydır ama aynı yolda yürümek zordur. Çünkü yol; fedakârlık ister sadakat ister omuz ister. Ve en önemlisi; zor günlerde kaçmayacak yürek ister.
Hayat, ucu bucağı görünmeyen bir patika. Kimimiz bu yolu koşarak, kimimiz düşe kalka, kimimiz ise sadece seyrederek geçiyoruz. Ancak hayatın bize öğrettiği en yalın gerçek şudur:
Yol; insanın karakterini de niyetini de sabrını da ortaya çıkaran en büyük imtihandır.
Aynı sofrada oturup ekmek bölüşmek, güzel günlerin neşesini paylaşmak kolaydır. Ama asıl mesele, tozlu yollara düştüğünde aynı tempoda yürüyebilmektir. Çünkü yol sadece mesafe demek değildir; yol fedakârlık ister sadakat ister ve en önemlisi sarsılınca yaslanacak sağlam bir omuz ister.
Kalabalık Başlangıçlar, Tenha Menziller
Yola çıkarken etrafınız mahşer yeri gibi kalabalık olabilir. Alkışlar kulağınızda çınlar, "yanındayım" sözleri havada uçuşur. Fakat yol uzadıkça, yokuşlar dikleştikçe o kalabalık yavaş yavaş seyrelir. Neden mi?
İşte o an anlarsınız ki; geriye kalanlar sadece "yürüyenler" değil, gerçek yol arkadaşlarıdır.
Yol Arkadaşlığı Bir Ruh Ortaklığıdır
Yol arkadaşı demek, sadece aynı yöne gitmek değildir; aynı hedefe kalbiyle bakabilmektir. Aynı acıyla kederlenip, aynı zaferle ferahlamaktır. Sorumluluğu sadece kendi omuzlarına değil, ortak bir kadere yüklemektir. Bazıları yolun sonundaki ışığı değil, yolun kenarındaki ganimeti hesaplar. Hakikati değil, koltuğu; mücadeleyi değil, hazır sofrayı beklerler.
İnsan, yola çıkmadan evvel karşısındakinin gözlerine iyi bakmalı. Orada parlayan şey bir inanç mı, yoksa sinsi bir hesap mı?
Az Olsun, Öz Olsun
Hayatın bize verdiği en sert ders şudur: Dost sandıklarımız, sınanmadıkça sadece birer tanıdıktan ibarettir. İnsanın gerçek yüzü, konfor alanında değil, sıkıntı anındaki duruşunda gizlidir. Bazen yüzlerce boş söz yerine, sessiz ama sağlam bir omuzla yürümek çok daha kıymetlidir. Sadık bir yürek, her zaman kalabalık bir güruhtan daha güçlüdür.
Unutmayalım: Yol uzun, yük ağır, zaman ise çetindir. Bu yüzden herkesle yola çıkılmaz. Ancak doğru insanla çıkılan yol, ne kadar engebeli olursa olsun, menzile ulaşır.
Menzile vardığınızda ise geriye dönüp bakınca şaşıracağınız şey yolun zorluğu olmayacaktır. Yanınızda kalanların sadakati ve yolda dökülenlerin sığlığı olacaktır. Çünkü asıl mesele ulaşılan yer değil, o yolu kiminle yürüdüğünüzdür.
O gün metro geldi, kapılar açıldı ve binlerce insan bir yerlere yetişmek için vagonlara doluştu. Ama ben o duvardaki yazının önünde bir an daha durdum. Anladım ki; nereye gittiğimizden çok, o yolu kiminle yürüdüğümüz bizi biz yapıyordu.
O Yolu birikte yürüyenlere selam olsun.