Savaşın en ağır bedelini kim öder?
Siyasetçiler mi? Generaller mi? Güç savaşlarının baş aktörleri mi?
Hayır… Çoğu zaman en savunmasız olanlar, yani çocuklar.
Bugün dünyanın gözü önünde yaşanan bir trajedi var. Bir okul… İçinde umutları, hayalleri ve yarınları olan çocuklar… Ve o okulun üzerine düşen bir füze. Sonuç: 168 çocuk hayatını kaybediyor. İnsanlığın vicdanını sarsması gereken bu tablo karşısında ise dünya neredeyse sessiz.
Burada sorulması gereken acı bir soru var:
Eğer o çocuklar İranlı değil de Amerikalı ya da İsrailli olsaydı, dünya yine bu kadar sessiz kalır mıydı?
Bu soru aslında sadece bir ülkeyi değil, küresel vicdanın çifte standardını sorguluyor.
Batı dünyası yıllardır kendisini “medeniyetin merkezi”, “insan haklarının savunucusu”, “özgürlüklerin koruyucusu” olarak tanımlıyor. Ancak mesele Ortadoğu’da, Asya’da ya da Afrika’da yaşanan acılar olunca aynı duyarlılığı görmek çoğu zaman mümkün olmuyor. Bir yerde çocuk ölüyorsa bu trajedi evrenseldir; milliyeti, dini, kimliği olmaz. Ama ne yazık ki uluslararası siyasetin terazisi her zaman adil tartmıyor.
Bugün Avrupa’nın ve Batı’nın sessizliği, yalnızca diplomatik bir tercih değildir. Bu sessizlik, aynı zamanda ahlaki bir çöküşün de göstergesidir. İnsan haklarını savunduğunu söyleyenlerin, insan hayatı arasında ayrım yapması; “bizden olan” ve “olmayan” diye bir vicdan sınıflandırması oluşturması, medeniyet iddiasının içinin ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor.
Jeffrey Epstein skandalı da aslında bu düzenin başka bir yüzünü gözler önüne sermişti. Gücün, paranın ve siyasi ilişkilerin nasıl bir dokunulmazlık zırhı oluşturduğunu dünya görmüştü. Bugün savaşlara ve katliamlara karşı sergilenen bu sessizlik de aynı düzenin başka bir tezahürü gibi duruyor. Güçlü olanın suçunun görünmez kılındığı, zayıf olanın acısının ise görmezden gelindiği bir düzen…
Oysa insanlık tarihi bize başka bir gerçeği de öğretir:
Adaletin olmadığı yerde barış olmaz. Vicdanın olmadığı yerde medeniyet olmaz.
Eğer bir çocuğun ölümü, sadece kimliğine göre değerlendiriliyorsa; eğer dünya bazı çocuklar için ayağa kalkarken bazıları için susuyorsa, ortada bir medeniyet değil, büyük bir ikiyüzlülük vardır.
Bugün mesele sadece 168 çocuğun hayatı değildir.
Mesele, insanlığın vicdanıdır.
Ve tarih, çoğu zaman suç işleyenleri değil; o suça sessiz kalanları da yargılar.