beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Hüseyin OKUMUŞ

facebook-paylas
Okul Bahçesinde Bir Kış Masalı: Zorbalık, Yoksulluk ve Ruhun Çığlığı
Tarih: 02-02-2026 13:40:00 Güncelleme: 02-02-2026 13:40:00


İnsan, dünyaya avuçlarında birer tutam merhametle gelir. Bir karıncanın rızkına basmamak için yolunu değiştiren o çocuk saflığı, çocuğun fıtratına kodlanmış o eşsiz merhamet; ne hazindir ki bazen okul koridorlarının soğuk betonlarında, bazen de şehrin çeperindeki bir gecekondu sokağında üşür ve katılaşır. Bugün adına "akran zorbalığı" dediğimiz o sessiz fırtına; aslında sadece çocukların değil, insanlığın ortak mağlubiyetidir.

Akran Zorbalığı: Gücün Karanlık Tanımı

En yalın tanımıyla akran zorbalığı; güçlü olanın zayıf olanı ezmesi, fiziksel, duygusal veya dijital yollarla bir çocuğun diğerine tekrarlayıcı biçimde zarar vermesidir. Ancak bu durum, steril okul binalarının çok ötesinde; şehrin kıyılarında, geçim derdinin gölgesinde ve insan ruhunun karanlık dehlizlerinde kök salan trajik bir bileşkedir. Zorbalık yapan ile zorbalık gören arkadaş değildir; çünkü şiddetin sızdığı yerde arkadaşlık nefessiz kalır.

Psikolojik Dinamik: Savunmadan Saldırıya

Psikolojik açıdan zorbalık, çoğu zaman bir "yer değiştirme" mekanizmasıdır. Kendi dünyasında sevgi açlığı çeken, kontrol edemediği bir otorite veya baskı altında ezilen çocuk, yaşadığı bu yoğun kaygıyı kendinden daha savunmasız birine yansıtarak sahte bir "kontrol hissi" kazanmaya çalışır.

Zorba, aslında içindeki korkuyu dışarıya saldırganlık olarak ihraç ederken; mağdur çocuk bu saldırı karşısında "öğrenilmiş çaresizlik" döngüsüne girer. "Karnım ağrıyor" diyerek yorganın altına saklanan o küçük beden, aslında dünyanın adaletsizliğine karşı siper almaktadır. Kendi içine sürgün edilen bir çocuğun sessizliği, dünyanın en gürültülü çığlığıdır.

Mahrumiyetin Gölgeleri ve Sokağın Ayazı

Şehrin ışıltılı meydanlarından uzak, dumanı tüten ama ocağı zor kaynayan mahallelerde hayat, henüz oyun çağında bir hayatta kalma savaşına dönüşür. Ekonomik uçurumlar, sadece cüzdanları değil, çocukların okul çantalarını da ayırır.

  • Sınıfsal Öfke: Evinde tencerenin zor kaynadığına şahit olan, babasının işsizlik stresini omuzlarında taşıyan çocuk; okulda "imkanlı" arkadaşının sahip olduğu her şeyi kendi mahrumiyetine bir saldırı olarak algılayabilir.
  • Sokağın Yasası: Sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı bölgelerde "sertlik", bir korunma kalkanıdır. Çocuk, tekinsiz dış dünyaya karşı "ezilmemek için ezmeyi" bir savunma sanatı gibi öğrenir. Burada zorbalık, yoksulluğun çocuk ruhunda yarattığı o büyük boşluğun yıkıcı bir dışavurumudur.

Felsefi Bir Yıkım: "Öteki"nin Yüzü

Felsefi bir aynadan bakarsak; zorbalık, karşısındaki arkadaşını bir "can" olarak değil, kendi gücünü onaylatacağı bir "nesne" olarak görme yanılgısıdır. İnsanın varoluş gayesi "diğeriyle hemhal olmak" iken, tüketim odaklı ve rekabetçi dünya çocuğa "diğerini basamak yaparak yükselmeyi" fısıldar. Oysa bir çocuğun haysiyeti zedelendiğinde, bütün çocukların çocukluğu lekelenir. Biz büyükler başarıyı "başkalarını geçmek" olarak tarif ettiğimiz sürece, çocuklarımız da bu yanlış haritalarla uçurumlara yürüyecektir.

Son Söz: Yaralı Kuşlar Okulu

Akran zorbalığı bir çocuk meselesi değil, bir medeniyet ve vicdan meselesidir. Mücadele; sadece zorba çocuğu cezalandırmak değil, toplumsal bir iyileşme başlatmaktır.

  • Ekonomik olarak: Mahalleler arasındaki uçurumu kapatmak, her çocuğun okulda eşit hissetmesini sağlamaktır.
  • Psikolojik olarak: Çocuklara duygularını şiddetle değil, kelimelerle ifade etme becerisini kazandırmaktır.
  • Toplumsal olarak: Başarıyı "hükmetmek" değil, "merhamet göstermek" olarak yeniden tanımlamaktır.

Yoksulluğun içindeki bir çocuğun öfkesini dindiremezsek, refah içindeki bir çocuğun korkusunu da bitiremeyiz. Bir çocuğun "iyiyim" demesinden önce, iyi hissedip hissetmediğini duymaya mecburuz. Unutmayalım; merhametle sarmadığımız her çocuk, gün gelir soğuyan kalbiyle tüm dünyayı üşütür.

Sessiz Çığlıkları Duyma Rehberi: Aileler İçin Farkındalık Notları

Bir çocuk yaşadığı zorbalığı her zaman kelimelerle anlatmaz; çoğu zaman davranışlarıyla, bedeniyle ve suskunluğuyla konuşur. İşte o sessiz çığlıkları fark etmenizi sağlayacak işaretler:

  • Pazartesi Sendromu Değil, Okul Kaygısı: Çocuğunuz Cuma akşamları neşeliyken Pazar gecesi itibarıyla mide bulantısı, karın ağrısı veya baş dönmesi gibi fiziksel şikayetler yaşıyorsa, bu durum akademik bir sorundan ziyade bir güvenlik kaygısının habercisi olabilir.
  • Kayıp Eşyalar ve Hasarlı Kıyafetler: Eve sürekli "kaybolmuş" kalemler, yırtılmış defterler veya zarar görmüş kıyafetlerle geliyorsa; "arkadaşım ödünç aldı" veya "bir yere çarptım" gibi kaçamak cevapları dikkatle dinleyin.
  • Sosyal Geri Çekilme: Eskiden sevdiği etkinliklerden vazgeçiyor, arkadaşlarıyla görüşmek istemiyor ve okul çıkışlarında hemen eve gelmek için acele ediyorsa, sosyal çevresinde bir tehdit hissediyor olabilir.
  • Duygusal Dalgalanmalar: Ani öfke patlamaları, içe kapanma veya uyku düzeninde bozulmalar (kabuslar, gece uyanmaları) çocuğun iç dünyasında bir savaş verdiğini gösterir.
  • Dijital Tedirginlik: Bilgisayar veya telefon başındayken bir bildirim geldiğinde irkiliyor veya ekranı hemen saklamaya çalışıyorsa, bu durum bir siber zorbalık mağduriyetine işaret edebilir.

Ne Yapmalı?

  1. Sorgulamayın, Dinleyin: "Sen ona ne yaptın da vurdu?" gibi suçlayıcı sorulardan kaçının. Sadece "Anlatmak istersen buradayım ve seni her halinle seviyorum" güvenini verin.
  2. Duygularını Onaylayın: "Bunda korkacak ne var?" demeyin. Onun korkusu, onun gerçeğidir. Hissettiği acının sizin tarafınızdan ciddiye alındığını bilmeye ihtiyacı var.
  3. Güç Odaklarını Değiştirin: Çocuğun zayıflayan özgüvenini onarmak için okul dışı alanlarda (sanat, spor, hobi) yeteneklerini keşfetmesine imkan tanıyın.
  4. İş Birliği Yapın: Okul yönetimi ve rehberlik servisiyle, olayı bir "suçlu avı"na dönüştürmeden, çözüm odaklı bir iletişim köprüsü kurun.

Unutmayın: Bir çocuğu dinlemek, ona sadece vakit ayırmak değildir; ona dünyada güvenebileceği bir liman olduğunu kanıtlamaktır.

 



Bu yazı 14853 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI