beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Hüseyin OKUMUŞ

facebook-paylas
Bir Ülkenin Vicdanı Emekliye Verdiği Değerle Ölçülür
Tarih: 05-01-2026 17:01:00 Güncelleme: 05-01-2026 17:07:00


Asgari ücretin 2026 yılı için net 28 bin 75 lira olarak belirlenmesi, çalışma hayatı açısından önemli bir eşik olarak kayda geçti. Ancak aynı tabloda, 2025 yılının ikinci yarısından itibaren en düşük emekli aylığının 16 bin 881 lira olarak uygulanıyor olması, ülkedeki gelir adaletsizliğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Bu fark, yalnızca ekonomik değil; ahlaki, sosyolojik ve psikolojik bir sorundur.
Bugün yaklaşık 4 milyon emekli, en düşük emekli aylığıyla hayatta kalmaya çalışıyor. Bu rakam, bir istatistikten ibaret değil; her biri bir ömrü temsil ediyor. Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, vergi vermiş, bu ülkenin taşını toprağını yoğurmuş milyonlarca insan, bugün geçinme hesabını gün gün yapmak zorunda bırakılıyor. Bir ay boyunca kira mı ödenecek, ilaç mı alınacak, mutfak mı doldurulacak sorusu, emeklinin hayatının merkezine yerleşmiş durumda.
Sosyolojik Gerçek: Emek Görünmezleştikçe Yoksulluk Kalıcılaşıyor
Emeklilik, sosyal devletin en temel güvence alanlarından biridir. Çalışma hayatının sonunda bireyin onurlu bir yaşam sürmesini amaçlar. Ancak bugün emekliler, üretim sürecinden çıktıkları anda toplumun “kenarına” itilmiş, görünmez kılınmış bir gruba dönüşmüş durumda. Bu durum, yalnızca emeklileri değil, tüm toplumu etkiliyor.
Bir ülkede emeklinin yoksullaşması, kuşaklar arası güven duygusunu zedeler. Gençler, “Çalışsam da sonunda bu mu olacak?” sorusunu sormaya başlar. Bu, emeğin toplumsal değerini aşındırır. Oysa emek, yalnızca bugünün değil, yarının da teminatıdır.
Psikolojik Yük: Yoksulluk Sadece Cebi Değil, Ruhu da Yaralar
Emekli yoksulluğu, derin bir psikolojik tahribat yaratır. Sürekli geçim kaygısı, bireyin kendini değersiz hissetmesine yol açar. “Yük olma” korkusu, birçok emekliyi yardım istemekten alıkoyar. Sosyal hayattan çekilme, yalnızlaşma ve depresyon riski artar. Emeklilik yılları, huzur ve dinginlik dönemi olması gerekirken, kaygı ve utanç duygusuyla örülü bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür.
Oysa insan psikolojisi için emekli olduktan sonra da “değerli” hissetmek hayati önemdedir. Bu değer, yalnızca sözle değil; yaşam koşullarıyla gösterilir.
Talep Net, İlke Açık: Emekliler Üzerinden Maliyet Hesabı Yapılmamalı
Türkiye Emekliler Derneği’nin (TÜED) talebi bu nedenle son derece yerindedir: En düşük emekli aylığı, en az asgari ücret seviyesine yükseltilmelidir. Bununla birlikte, emekliler arasındaki maaş dengesi de gözetilmeli; diğer emekli aylıkları aynı oranda artırılmalıdır. Aksi halde bir adaletsizlik giderilirken, yeni adaletsizlikler üretilmiş olur.
“Emekliler üzerinden maliyet hesabı yapılmamalı” çağrısı, bütçe tekniğinden önce sosyal devlet anlayışının gereğidir. Devlet, mali dengeyi en kırılgan kesim üzerinden kuramaz. Sosyal devlet olmak, zayıfı korumakla ölçülür.
Son Söz
Emekli aylığı bir lütuf değil, kazanılmış bir haktır. Bu hak, rakamlarla değil; insan onuruyla, vicdanla ve adalet duygusuyla değerlendirilmelidir. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü, bütçe kalemlerinde değil; emekliye verdiği değerde saklıdır.



Bu yazı 7045 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI