|
Tweet |
Tartışmanın odağında, yerel yönetimdeki siyasi aktörlerin saf değiştirmesinin ardından bu projenin hız kazanması yer alıyor. CHP Aydın İl Başkan Yardımcısı Fatih Akkentli, yaptığı sert açıklamada projenin fiziki bir iyileştirmeden ziyade, siyasi bir "silme" operasyonu olduğunu iddia etti. Akkentli, yerel yönetimlerin AK Parti’ye geçiş sürecinden sonra parkın kimliğine dokunulmasının manidar olduğunu vurguladı.
Parkın Söke halkı için sadece bir yeşil alan değil, kuşaklar arası bir bağ olduğunu belirten Akkentli, şu ifadeleri kullandı:
"Şehirler yaşayan organizmalardır. Atatürk Parkı bizim tarihsel, kültürel ve sosyal bellek depomuzdur. Dedelerimizin, annelerimizin hatıraları oradadır. Söke’de yaşamayan, o parka oturmayan, o ağaçların gölgesinde vakit geçirmeyenler bu manevi değerin ölçüsünü bilemezler. Yapılmak istenen, halkın geçmişiyle kurduğu en samimi bağı koparmaktır."
Ulusal gündeme damga vuracak en sert eleştiri ise projenin ideolojik boyutuna yönelik oldu. Akkentli, Millet Bahçesi projesinin Atatürk ismini kamusal alandan silme stratejisinin bir uzantısı olduğunu savunarak şöyle devam etti:
"Atatürk’ün adını tabelalardan çıkarmak, fikrini öldürmenin ilk adımıdır. Bu hamleyi, Gençliğe Hitabe’yi unutturma çabası kadar sinsi ve bilinçli bir plan olarak görüyoruz. Milyonlarca lira döküp en modern tesisleri yapsanız da o parkın verdiği ruhu ve kentlilik bilincini geri getiremezsiniz. Vizyoner gelişim adı altında kentin benliği yok ediliyor."
Haberin detaylarında, projeye karşı çıkanların "hizmete değil, yönteme" karşı olduğu vurgulanıyor. Bölge sakinleri ve siyasi isimler, Söke’de Millet Bahçesi yapılabilecek onlarca atıl arazi ve boş alan varken, neden özellikle Atatürk ismini taşıyan tarihi bir alanın seçildiğini sorguluyor.
Akkentli, açıklamasını toplumsal bir çağrıyla noktaladı: "Atadan dededen Sökeli olan herkesin bu suikaste ses vermesi gerekir. Kentin hafızasını silmeye kalkanlara en büyük cevabı sandıkta yine milletimiz verecektir."
Bu gelişme, Türkiye’deki yerel yönetimlerin "kentsel dönüşüm" adı altında gerçekleştirdikleri isim ve fonksiyon değişikliklerinin, yerel halk nezdinde nasıl bir "kimlik savunmasına" dönüştüğünü göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Söke’deki bu direnç, benzer projelerin yürütüldüğü diğer ilçeler için de emsal teşkil edebilir.